29 Ekim 2009 Perşembe

doğum günüm 29 ekim....


hey onbeşli türküsünü duymuşsunuzdur elbet.genelde el çırpılarak söylenen bu türkü aslında bundan tam 86 yıl öncesine varan,nice fidanların 15inde şehit olduğu arkalarında gözü yaşlı kızları bıraktıkları bir destanın türküsüdür.
kolay kazanılmadı ülkemin cumhuriyeti.kolay kolay da pay edilemiyecek,ettirilmeyecek.
bu sözleri hatırlamakta fayda var;

Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve

müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur.

ATATÜRK

28 Ekim 2009 Çarşamba

bu bloga bakmalısın!!!!

sevgili pofidikşekerim 100.izleyiciye ulaştı.sevincini sizlerle paylaşmak istiyor.aşağıdaki linki mutlaka tıklayın.


http://pofidiksekerim.blogspot.com/2009/10/100-izleyici-hediyelerim.html

nihayet hülya!

uzun zamandır hülya avşar'da dikkatimi çeken tek konu saçları.yaklaşık 4-5 senedir saçlarını geriye doğru yapıştırarak topuz yapmasıdır.

hangi kıyafet veya davet olması önemli değil sanki bakkala çıkar gibi alelade toplamış olması, ben markayım diye ortalıkta gezen,bunca yıl görselliğe önem veren bu kadına yakıştıramadım.

taaa ki dün gece kendi programında görene kadar şükür dedim sonunda o saçları bir şekle soktu.















27 Ekim 2009 Salı

hücuummmm

izmir büyük şehir diyorlar ama birçok yenilik epey geç ulaşıyor izmir'e.
şimdi de meşhur teknomarketlerden biri olan; media market 28 ekim yani yarın sabah saat altı da balçova'da süper indirimlerle izmir'lilerle buluşacak.
bilindik izdiham görüntüleri yaşanır mı bilmem ama akşam saatlerinde kuyrukların oluşması bekleniyor.
gidecek olanlara tavsiyem sağlam bir kask,kalkan ve kuru erzak yanında bulundurmaları :P
sabah 6 da hücum marşı eşiliğinde sakin sakin içeriye girmeyi unutmayın :)








not:resim alıntıdır.

25 Ekim 2009 Pazar

Gelecekte Kadınlar....

Evrim biyoloğu olan Prof. Stephen Stearns'in öncülüğünde Yale Üniversitesi'nde yürütülen bir araştırma gelecekte kadınların nasıl olacağını ortaya koydu. Buna göre kadınlar, daha kısa boylu, daha kilolu olacak, menopoza daha geç girip doğurganlık ömürleri uzayacak.

Bilim adamlarına göre elde edilen veriler insanın evriminin hâlâ devam ettiğini gösteriyor.

Araştırmada, menopozdan geçmiş 2 bin 238 kadının sağlık verileri karşılaştırıldı. Bunun sonucunda kısa boylu ve ağır olan kadınlar, ilk çocuğunu daha erken doğuranlar ve daha geç menapoza girenlerin diğerlerine göre daha çok çocuk sahibi olduğu ve bu kalıtımsal özelliklerini kızlarına da geçirdiği saptandı.

İngiliz basınından Telegraph'ın haberine göre kısa boylu ve daha kilolu kadınların, uzun ve zayıf hemcinslerine göre çok daha kolay çocuk sahibi olabileceği belirtiliyor.


Araştırmaya 14 bin kadın katıldı. Aralarından doğurganlık dönemi sona ermiş 2 bin 238 kadın seçildi ve bunlara ait boy, kilo, tansiyon, kolesterol gibi verilerle çocuk sayısı arasındaki bağlantı incelendi.

Profesör Stearns, insanoğlunun evriminin devam ettiğini, tıptaki gelişmeler ve yaşam koşullarının giderek iyileşmesiyle birlikte yalnızca sağlıklı ve dayanıklı insanların değil, herkesin daha uzun yaşadığını söylüyor.




Bu araştırma, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanmıştır.

22 Ekim 2009 Perşembe

je ne veux pas travailler

Nedir bugünlerde dilime pelesenk olan bu şarkı! Ne anlatmaya çalışıyor konuşma organım,düşünme yetime!?
organlarımın herbiri bir vücut olmaya çalışırken,gelin boşverin siz yine de voltranı oluşturun diyorum.Kanmayın şarkılardaki ''sihirli cümlelere''.
çalışmak,yemek ve hatta unutmamak lazım.

Kime,neye inatsa ben yine de dilimde bu şarkıyı söyleyerek dolanıyorum....bugünlerde.


je ne veux pas travailler
je ne veux pas dejeuner
je veux seulement oublier

et puis je fume...

onegin




ben bu filmi binlerce kere izleyebilirim.

baş rollerini ralph fiennes ve liv tyler'ın paylaştığı, romatik ve klasik eser severlerin kaçırmaması gereken film.

ukala yazar ralph ile taşralı güzel liv'in kavuşamama,sadakat ve ızdırap konularını içinde barındırıyor.
özellikle aşık kadının sevdiği adama,yazdığı mektup sahnesi ile, kırmızı elbise içinde balo salonundan süzülen Liv'in geçişi, filmin en naif noktalarıdır.
gönlümüzü kavuran ise; son sahnedir
rusya'da voktanın niye bu kadar sevildiğini açıklıyor sanki :)

puşkin'in kaleminden süzülmüş olan bu eser,film içinde geçen konuşmaların dönem rusyasında sadakatin ne durumda olduğuna işaret ediyor.





iyi seyirler....

21 Ekim 2009 Çarşamba

TANRIYA MEKTUPLAR

lise yıllarında,tarih hocamın elinde bir gazete parçasıyla sınıfa girişini hatırlıyorum.ilk kez ondan duymuştum bu mektupları.gel zaman git zaman aklımın bir köşesinde kalan ama doğru dürüst hatırlayamadığım bu yüz gülümseten mektupları,hoppala.com'da buldum nihayet.

Tanrıya Mektuplar


Avrupa ve Amerika'da 2-9 yaş çocuklara Tanrı'ya ilişkin düşüncelerini sormuşlar. Dinsel eğitimin bir parçası olarak çocuklara Tanrı'ya bir mektup yazın ve duygularınızı isteklerinizi anlatın demişler.

1) Sevgili Tanrı, şu andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur.
Seni seven Eric --5 yaşında-
Not: Noel Baba'nın olmadığını biliyorum.

2) Canım canım Tanrı,
Astronotları öyle yukari firlatip firfir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N'olur onların bizim evin çatısına düşmelerine izin verme.
Dostun Norman --4.5 yaşında-

3) Sevgili Tanrım,
insanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun? Jane --6 yaşında-

4) Sevgili Tanrı,
Lütfen bana bir midilli gönder. Senden şimdiye kadar hiçbir şey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsın.
Bruce --4 yaşında-

5) Sevgili Tanrı,
Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canını yakma. Sevgilerle.
Martin --5 yaşında-

6) Sevgili Tanrı,
Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yaptı ki ödüm koptu. N'olur söyle ona bir daha öyle yapmasın.
Ellen --3 yaşynda-

7) Sevgili Tanrı,
Sahiden var mısın? Bazıları buna inanmıyor: Eğer varsan gecikmeden bir şeyler yapmanda fayda var.
Harriet Ann --6 yaşında-

8) Sevgili Tanrı,
Eğer hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanın ne yararı var?
Mark --8 yaşında-

9) Tanrı'cım,
Üst kattakiler durmadan bağıra çağıra kavga ediyorlar. Bence yalnızca çok iyi arkadaşların evlenmesine izin vermelisin.
Nan --5 yaşında-

10) Sevgili Tanrım,
Ne diye bu kadar çok insan yarattın. Başka bir dünya daha yapıp fazlalıkları oraya koyamaz mısın?
J.B. --7 yaşında-

11) Tanrım,
Insanlara ruhları her zaman doğru mu dağıtıyorsun? Yanlış yapabilirsin.
Audrey --8 yaşında-

12) Sevgili Tanrı,
Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacık bir şaka bile yapsam yiyorum fırçayı.
Jodie --6.5 yaşında-

13) Sevgili Tanrı,
Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar.
Teddy --9 yaşında-

14) Sevgili Tanrı,
Bende senin dışında bütün liderlerin resmi var. Norman --6 yaşında-

15) Tanrım,
Şişman olunca kimse senin arkadaşın olmak istemiyor.
Billy Jean --9 yaşında-

16) Sevgili Tanrım,
Oğlanlar kızlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansın ama gene de dürüst olmaya çalış.
Sylvia --5 yaşında-

17) Sevgili Tanrı,
Kitabını okudum ve beğendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklına?
John --8 yaşında-

18) Sevgili Tanrı,
Zürafaların görünümünü isteyerek mi böyle yaptın, yoksa yanlışlıkla mı oldu?
Norman --4 yaşında-

19) Tanrım,
İncil'de neden hiç karının adi geçmiyor? Yoksa İnci'i yazarken daha evlenmemiş miydiniz?
Larry --6 yaşında-

20) Sevgili Tanrım,
Tamam incil'de öbür yanağını çevir dedin biliyorum; ama kardeşim gözüme vurunca ne yapacağım?
Sevgiler, Teresa --5 yaşında-

21) Sevgili Tanrı,
Tanry oldugunu nasıl bilebildin?
Charlene --3 yaşında-

22) Sevgili Tanrı,
Senin yaşına geldiğimde tıpkı senin gibi olmak istiyorum. Tamam mı?
Tommy --4 yaşında-

23) Sevgili Tanrım,
Eger Tanrı ben olsaydım bu kadar iyi olmazdım. Bunu aklından çıkarma.
Michelle --6 yaşında-





not:hoppala.com'dan alıntıdır.

20 Ekim 2009 Salı

doğal tonik


doğal maden suyundan doğal tonik;
doğanın bize verdiği en güzel armağanlardan biri de,hiç kuşkusuz mineralli maden suları.

ilk kez ajda pekkan'dan duymuştum yıllar önce,bu kadın kullanıryorsa mutlaka iyi birşeydir,dedim.zira ajda pekkan bu konuda bir ekol :)

haftada 2-3 kez yüzümü maden suyu ile yıkarım.ama hemen açar açmaz gazlı şekilde yüzünüze uygulamayın,çalkalayın veya ağzını açık bırakın.

kullandığım ilk günden beri memnunum.maden suyula yıkadığımda yüzümü daha aydınlık ve nemlendirici sürmüş gibi hissediyorum.

diğer bir kullanım şeklide buz kalıplarına döküp dondurmak ve haftada 2-3 kere yüzünüzde gezdirebilirsiniz,yine cildiniz yağlı ise kalıplara birer damla limon damlatabilirsniz.

buzlu uygulamayı genelde yazın yapmaya özen gösterin.kışın pek iyi olmayabilir.ve yüzünüzde herhangi bir sağlık problemi varsa(yüz kaslarında) bu uygulamadan kaçınmalısınız.

18 Ekim 2009 Pazar

aspirinli maske/peeling


*5-6 adet aspirin
*birkaç damla limon suyu veya su

aspirinler iyice dövülüp toz haline geldikten sonra isteğe göre limon suyu veya su ile karılır.
eğer cildiniz hassas veya karmaysa su tercih etmenizde fayda var.

temizlenmiş yüze,dudak ve göz çevresine gelmeyecek şekilde maske yapılır 10-15 dakika bekleyen aspirin maskesini,ılık suyla yüzü tahriş etmeden(aşırı bastırmadan) hafif hafif peeling yaparak (dairesel şekilde ovalayarak) yüz yıkanır.

limon damlatanlar ilk başta çok az iğneleme hissi duyabilir,normaldir.ama aşırı hassas ciltler bu peeling işini denememeli!

suyla çıkarılan maskenin ardından 5-7 dk sonra tonik ve nemlendirici işlemini uygulayabilirler.

hafta da bir gün akşamları yapmanızı ve mutlaka ertesi günü koruyuculu nemlendirici kullanmazını tavsiye ederim.

17 Ekim 2009 Cumartesi

sarı şapkalı kız




aldığım en güzel hediyelerden biri de bu şapka.bu yaz birkaç nikah ve davette maxi elbiselerle kombinledim.kokoşlukta aştım kendimi sanırım :)
ama daha fazla nelerle kombinleyelebilirim tam kestiremiyorum.

artık mevsimi geçse de baharda daha fazla nasıl kullanabilirim,sizden fikirler bekliyorum....





13 Ekim 2009 Salı

1 alışveriş - 1 fiş

alışveriş güzelde,o fiş işte bana cüzdanımın gerçeğini hatırlatmaktan geri durmuyor:)
ihtiyaçlar bitmiyor.bende son günler de aldıklarımı ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.



-walley of the stars(benefit)
- nuxe üç güllü aromatik maskesi
-maybelline göz makyajı temizleme losyonu
-murad clarifying tonik
-pastel 120 nolu oje
-pupa pudra



-watsons lip balm
-stila göz farı
-gıvenchy very irresistible




-walley of the stars:yazın türkiye'ye dönerken beğenerek aldığım high beamı o karışıklık sırasında kaybettim.daha önce de belirttiğim gibi strawberry fiyatları daha uygun.bu küçük seyahat kitini görünce dayanamadım sipariş ettim.
high beamı çok beğeniyorum,ama sanki moon beam bende pek belli olmuyor.moon beam bronz tenlilere daha iyi gidiyor.eğer benim gibi beyaz tenliyseniz high beamı öneririm.
high beamı; çok açık pembe(hatta lila) ve gümüş ışıltıları varken
moon beam'de, pembe altın sarısı karışımı ışıltılar mevcut.
henüz almadıysanız ve kararsızsanız,eşantiyon boyutunda olan walley of the stars'ı almanızı öneririm.çekmeceleri boş yere işgal eden aydınlatıcılarınız olmasın.

glosun rengini çok beğendim şeftali pembe arası birşey ama sanki içeriğinde ki parfüm kokusu biraz ağır geldi bana.
farların yapısı ve ışıltısı çok güzelmiş.aydınlıtıcıların boyutlarını soracak olursanız! she marka rujların küçük kutuda ki glossları kadar.

-murad:murad markasının toniğini hep merak etmişimdir.sonunda alabildim.yağlı ciltler için olan clarifying toner,içeriğinde ki mentol yüzünden biraz tuhaf geldi.yine de sonunda güzel bir ferahlık hissi veriyor ama aşırı hassas ciltler için biraz iğneleyici gelebilir.şimdilik memnunum.ilerleyen zamanlarda deneyimlerimi paylaşırım.

-nuxe:nuxe'un üç güllü kil maskesi.bu üründen 2 kutu bitirmişimdir.piyasada ki en sevdiğim maske.hafta da iki gün banyodan sonra;önce peeling sonra bu maskeyi uyguladığımda,oluşan sonucu çok seviyorum.gözeneklerimin içi temiz.yüzümdeki fazla yağı atılmış.
duru bir cilt elde ediyorum.tavsiye ederim.

-maybelline göz temizleme losyonu
;şu an'a kadar kullandığım süre içinde hiçbir problemle karşılaşmadım ne beyaz buton ne de başka birşey,dayanıklı göz makyajını kolaylıkla,tahriş etmeden çıkarıyor.l'oreal makyaj temizleme losyonunuda ara ara kullanırım.başarılı.

-pastel oje
;watsons da lip balm almak için girdiğimde rafta bir anda görüp çok beğenerek aldığım oje.yazın genelde açık renkleri kullanırken kışa doğru bu renkleri kullanmayı seviyorum.vişne çürüğünden bir iki ton açık ve simli değil.(no:120)

-watsons lip balm:hiç eksik etmediğim rujum.verdiği nemi ve rengi çok beğeniyorum.tam kapağında ki renk oluşuyor dudağımda.olmazsa olmazlarımdandır:)

-pupa pudra:nişanlımın ablası için gittiğimiz parfümeri de dior marka pudralara bakarken kendimizi pupa standında bulduk.(satış görevlilerin ısrarlarına dayanamadık)
resimde rengi koyu çıkmasına rağmen transparan bir pudra.cilde matlık ve ışıltı veriyor.üç yoğunlukta simli pudrlar vardı.çok,orta,az.testerları denerken az olan günlük kullanım en uygun diye seçtik.fakat evde uygulayınca keşke orta yoğunlukta simli olanı seçseymişiz dedik.çünkü toz pudrayı sürerken sim hiç yok
(testerlar daha farklı sanki).ayrıca benim için compact pudraları kullanmak daha kolay .transparan bir pudra olduğu için kapatıcılığı hiç yok.sadece matlık sağlamak için tercih edilebilir.

-stila far;strawberry hediyesi,henüz kullanmadım kahve tonlarında içeriğinde çok az ışıltısı bulunan mineralli far.

-givenchy very irresistible:ilk kez indirimlerde aldığım çok severek kullandığım,bittiğinde tekrar tekrar aldığım parfümüm.kokusu için ;ne hafif diyebilirim ne de ağır,dozunu iyi ayarlamak lazım.

  • Üst notalar: yıldız anason, mine yaprağı.
  • Orta notalar: yüz yapraklı gül, şakayık gülü.
  • Alt notalar: tutku gülü, fantezi gülü.







11 Ekim 2009 Pazar

bacak bakımı



şu meşhuuur sally hansen bacak fondoteninden bir adet edinenlerdenim bende:)
çorap etkisi yapıyormuş bacaklarda.yaza girerken mutlaka almalıyım dedim.kışın bütün beyazlığı doğal bir şekilde kapanmalıydı :)

medium renkte karar kıldım.fakat gelgelelim iş yoğunluğundan ilk zamanlar ben bu ürünü kullanmayı unuttum.yazın başında alışveriş esnasında kadınların tek bir nokta da toplandığını fark ettim(her zaman ki gibi :))

eksik kalır mıyım?vardım yanlarına...şu yukarıda disk gibi görünen peeling taşı deli gibi satılıyor.
hoşuma gitti. aldım hemen...

bacak temizliğinden sonra veya bronzlaştırıcı bir ürün sürmeden önce masaj yapar gibi bacak peelingi yapılıyor bu taşla.
-ölü deriyi atıyor,bacakları pürüzsüzleştiyor,çok ince tüyleri yok ediyor ayrıca peeling yaptığı için ileride kıl dönmesi gibi problemleri azaltıyor.
bilirsiniz bacak fondötenini kullanmadan önce mutlaka bir vücut nemlendiricisi kullanmak şart.ne kadar nemlendirici sürsekte,bronzlaştırıcılar pütürleşebiliyor ince deri üzerinde.
işte peeling taşından sonra sürülen nemlendirici daha iyi emiliyor.pürüzsüz hale gelen bacaklara rahatlıkla bronzlaştırıcı ürünler sürülebilir.

peeling taşının yüzeyi sert ve acı veren bir yapıya sahip değil.bu sayede rahatlıkla hassas tenliler de kullanabilir.

not;sally hansen bacak fondöteninin ışıltılı olanları da mevcut.

9 Ekim 2009 Cuma

bir garip yönetmen:ED WOOD



''ed wood''1994 yılında çekilen bir tim burton filmidir.vazgeçilmezi olan başrol oyuncusu herkesin bildiği kişi;johnny depp'tir. diğer oyuncular;s.j.parker,bill muray,patricia arquettir.
gelmiş geçmiş en kötü yönetmen olarak gösterilen edward d wood'un(ed wood) sinemaya olan aşkını farklı gözle gösteren harika bir film.birde bu karakteri muhteşem canlandıran johnny depp'i anmadan da edemeyeceğim:)
fantastik senaryosu ve karakterleri olan,izlerken eğlenceli anlar yaşatan tam bir tim burton filmi.
eğer tim burton hayranıysanız severek izleyeceğinize eminim.

iyi seyirler...

7 Ekim 2009 Çarşamba

SAÇ UZMANLARIM



acaba saçımı hangisi en yumuşak en bakımlı ve en ışıltılı gösterir diye aldığım,tek tek zamanla denediğim ve nihayet bir sonuca vardığım ürünler.bunlar şampuan ve saç kremleri dışında kullandığım günlük bakım kremlerimdir;





sağ baştan;

- alcina haarspitzen relax 3,9-dr. kurt wolff tarafından hazırlanmış kuru saçlar için bir serum.yine büyük umutlarla aldığım,ama piyasada ki birçok serumdan farksız hatta yetersiz geldiğini bile rahatlıkla söyleyebileceğim serum.

-avon kırık saç uçları için onarıcı ve besleyici serum:ilk kullandığım günlerde kokusu yapısı çok hoşuma gitti.ama nedendir bir türlü anlamış değilim sanki zamanla serum işini görememeye ve saç uçlarımı sertleştirmeye başladı.henüz birinci serumu bile bitirmiş değildim.o da bir köşede bekliyor.


-john frieda frızz ease hair serum thermal protection:onarıcı bakım serumu,elektiriklenen ve kabaran saçlar için ısıya dayanıklı serum.sadece saçlarımı düzleştirirken ısıya karşı koruması için tercih ediyorum.ne kadar faydalı bilemiyorum.yinede işi riske atmamak için kullanıyorum.

-john frieda frızz ease hair serum extra strength formula:elektiriklenmeye karşı serum.extra formül yazıyor ama saçımı çok fazla dinginleştirmediği kesin.fazla da sürmek istemiyorum. o zamanda yağlı bir görüntü oluşuyor sanki.sanırım bu markadan çok şey bekledim.çekmece askerleri arasında,arasıra kullanılmayı bekliyor.

-l'oreal elseve arısütlü gece serumu;yıllardır aradığımı buldum nihayet.geceleri bir fındık büyüklüğünde saçıma sürdüm.ve onuncu gününde rahatlıkla bu kremin muhteşem olduğunu söyleyebilirim.meğer saçlarım yumuşacık olabiliyormuş.




douglas parfümeriye girdiğimde john frieda shine shock mu alsam yoksa yine john frieda ışıltılı sprey mii diye düşünürken,sonun da shine shock'a karar verdim.öyle aman aman bir ışıltısı yok ama elektiriklenen saçı biraz ağırlaştırıp rengini oturtuyormuş gibi geldi bana.yine de alınabilir krem fakat fazla birşey beklmeyin derim.
yanında ki üründe douglasın kendi ışıltılı saç spreyi,tam kasada ödeme yaparken görevli bunların 15 küsülerden 4 lira indiğini ve ışıltı sağladığını söyledi.fiyatını duyunca hemen bir tane aldım :) fazla sıkılınca ilaç gibi kokuyor.yıpranmış saçta parlaklığı çok belli değil.ve de çok kalıcı da değil kısaca...işe yarasada yaramasada kullanıyorum.bakarsınız birden ışıldar saçlarım :P





sol başta ki ürün

-john frieda düzleştirici ve rahatlatıcı bakım kremi; içeriğinde aloe vera e vitamini bulunuyor.durulanmaz.serumlar gibi fönde de rahatlıkla kullanılabilir.serumlara nazaran tercih edebileceğim bir ürün.kremsi yapısı saçı elektriklenmeye karşı koruyor.

-john frieda bukle belinleştirici günlük bakım kremi;tamamen bir hata üzerine alınmış,jöle kıvamında bukle veya dalga belirginleştirici ararken şampuan sonrası saç bakım kremi aldığımı evde farkettim:).hatta kutusu niye bu kadar büyük diye de düşünmüştüm :)
almışken denemek lazım.şampuandan sonra kullandım.banyodan sonra saçlarım daha yumuşak dingin ve dalgaları belirgindi.bu ürün hoşuma gitti.testerlarını alıp deneminizi öneririm.




not;şimdiye kadar tek tavsiye edebileceğim ürün l'oreal'in arısütlü gece serumudur.marketlerde parfümerilerde kolaylıkla bulunabilir.şiddetle isteyin :)

6 Ekim 2009 Salı

bir fotoğraf çekilebilir miyiz?



Eureko Sigorta

National Geographic Society, yerel edisyonların da işbirliğiyle, National Geographic Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nın dördüncüsünü düzenliyor. National Geographic dergisinin tüm dünyaya yayılmış 10 milyonlarca okuruna ulaşacak yarışmada, üç kategoride büyük ödülü kazananlar National Geographic Society’nin Washington DC’de bulunan Merkezi’ne bir gezi kazanacak.
Uluslararası yarışmanın ilk adımı olan Türkiye ayağına, okurlar üç ayrı kategoride fotoğraf sunarak katılabilecek: İnsan, Gezi-Kültür ve Doğa.
Ayrıca okurlar “Cesaretin Fotoğrafı” konulu Eureko Sigorta Özel Kategorisi için de fotoğraf gönderebilecek.
Yarışmanın Türkiye finalinin birincileri Aralık 2009 sayımızda ilan edilecek ve fotoğrafları büyük finalde yarışmak üzere Washington’a gönderilecek.
Uluslararası finalde üç kategoride büyük ödüle layık görülecek finalistler, tüm masrafları karşılanarak National Geographic Society’nin Washington’daki genel merkezinde 4 gece 5 gün ağırlanacak. Uluslararası yarışmayı kazananlar en geç National Geographic Türkiye’nin Şubat 2010 sayısında ilan edilecek.







Tiklayiniz
İnsanGezi-KültürCesaret



bu işe gönül vermiş amatör veya profesyonel olan herkes haydi başvurunuzu yapın.




>>>
bu bilgi http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/fotografyarismasi/
adresinden alınmıştır.








.

3 Ekim 2009 Cumartesi

kendi posterini yapmayı denedin mi?


bilirsiniz genelde beğendiğimiz fotoğrafları büyütmek istediğimizde ancak A4 kağıdı boyutu büyüklüğünde çıkarabiliyoruz yazıcıdan.

matbaa-ofset işleriyle uğraşmak istemeyiz ve ne kadar ödeyeceğimizi bilemediğimiz için genelde boş veririz.

ama kim istemez posterini oluşturmayı.evde kendi yazıcımızda yapmak ne güzel olurdu değil mi?
işte aşağıdaki programda kendi yazıcınızdan istediğiniz herhangi bir resmi yine istediğiniz boyutlarda A4 kağıdında oluşturabilirsiniz.

A4 kağıtlarını bir puzzle düşünün ortaya en sevdiğiniz resimden oluşan bir posteriniz çıkıyor.



http://arje.net/rasterbator sitesinden

The Rasterbator Standalone 1.2 isimli programı indiriyorsunuz.

kolay gelsin....iyi eğlenceler.....


not:resim alıntıdır.