21 Kasım 2010 Pazar

YOLLARDA....


Yolculuk yaparken hem rahat hem de şık olmak
Yanınıza almanızı önereceğim bir kaç şey : Moda derginiz,müzik çalarınız,varsa PSP ve tabi termosunuz(kahvesiz olmaz tabi).
Resimlememişim ama isviçre'den de gelen küçük ve renkli termoslar çok güzel oluyor.
Alt:Mango:
Çanta: Koton(geçen yıl)
Üst: Markalı birşey değil hatırlamıyorum nerden aldım.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Modern vintage...







Taytlar hep önyargıydı benim için, belkide çok zayıf olduğum için mi ne?yakıştırmazdım ama bu aralar hoşuma gidiyor.Eskilerden ne varsa moda artık,blazer ve kot gömlek ile kombinledim,altına da leoparlı yağmur botu giydim.
Gömlek:zara
tayt:penti
ceket: küçük bir butikten
yağmur botları:erbil süel




9 Kasım 2010 Salı

Neden Pembe Fiyonk?!

Bloguma isim koyarken bir anlamının olması gerektiğini düşünerek, adını Pembe Fiyonk koydum.

Bugüne kadar çevremde blogumu bilenler; Neden ''Pembe Fiyonk'' ? diye sorduklarında,
Kadınların baş düşmanı meme kanserine karşı başlatılan hareketin sembolü olduğu için, bu ismi koymayı uygun gördüğümü belirttim.
(pembe fiyonk/kurdela)

Her kadının başına gelebilecek bu hastalıktan korkmayın. Erken teşhis önemli. Periodik doktor muayeneleri dışında, evde kendinizde elinizle muayene yapabilirsiniz.



Nedir meme kanseri;

Meme kanseri meme hücrelerinde başlayan kanser türüdür. Akciğer kanserinden sonra, dünyada görülme sıklığı en yüksek olan kanser türüdür. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir. Erkeklerde de görülmekle beraber, kadın vakaları erkek vakalarından 100 kat fazladır. 1970'lerden bu yana meme kanserinin görülme sıklığında artış yaşanmaktadır ve bu artışa modern, Batılı yaşam tarzı sebep olarak gösterilmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde görülme sıklığı, dünyanın diğer bölgelerinde görülme sıklığından daha fazladır.


Meme kanseri, yayılmadan önce, erken tespit edilirse,hasta %96 yaşam şansına sahiptir. Her yıl 44000'de bir kadın meme kanserinden ölmektedir.
Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhisdir.
Meme kanserinin birçok tipi vardır. En sık rastlanan duktal karsinoma, memenin süt kanallarında başlar. Meme kanseri memenin dışına yayıldığında koltuk altındaki lenfatik nodüller en sık görülen yayılım yerleridir. Kanser hücreleri memenin diğer Lenf Nodlarına, Kemiğe, Karaciğer ve Akciğere yayılabilir. Her kadın meme kanseri gelişme riskine sahiptir. Gerçekte meme kanseri gelişen kadınların çoğunda risk faktörleri belli değildir.




Meme kanseri riskini arttıran faktörler
 
*50 yaş üzerinde olunması

*Yakın akrabalardan biri meme kanseriyse, (anne veya kızkardeş meme kanseri ise, 2-3 kat daha fazla)
*Daha önceden diğer memede kanser tespit edilmiş olması
*Adet görmeye 12 yaşından önce başlamış olması
*Hiç gebe kalmamış olması
*Adet görmesi 50 yaşından sonra da devam ediyor olması
*Araştırmalar, meme hücreleri içerisinde, meme kanser riskini artıran bazı genler olduğunu göstermektedirler. *Genetik değişiklikler, aileden (herediter) olabilir veya hayat boyu gelişebilirler. Meme kanseri genellikle tek      bir hücrede başlar. Günümüzde meme kanserinin nedeni ve nasıl gelişim göstereceği tam olarak bilinmemektedir.
*Meme kanseri kompleks bir hastalıktır. Her vaka birbirinin aynısı değildir. Meme kanserinin içinde bulunduğu evreye "stage" denir. Gerçek stage'in bilinmesi, doktorun tedavi planını yapmasını sağlayacaktır.
*İnsan, yaşamında meme kanserine sebep olacak herhangi bir yanlış yapmamış olsa da bu hastalığa




Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılmalıdır?


Kendi kendine meme muayenesinin üç ayrı aşaması vardır:


1-Gözle değerlendirme,


2-Yatar pozisyonda elle değerlendirme,


3-Ayakta elle değerlendirme.


kolay ve elle teşhis için devamına bu siteden ulaşabilirsiniz.

http://www.jinekoloji.net/kkmm.htm





not: bilgiler;wikipedia ve jinekoloji.netten alınmıştır.
resimler google görsellerden altıntdır.

Dinlemek Lazım 2-Erkan Oğur



Erkan Oğur dinleyicisi bana hep seçkin ve gerçek  kişiler olarak görünmüştür.şöyle bir baktığımda bu adamı dinleyeneler derya deniz bilgilere sahip.gerçek entellektüellerdir.

kim mi erkan oğur;

Çocukluğunu Elazığ'da geçirmiştir. Müziğe 4 yaşından itibaren keman, bağlama ve cümbüş çalarak başladı. Onu Halk Müziği icrası konusunde teşvik eden ilkokul müzik öğretmeni "İlkokulu bitirdiğinde bizim yöreden çalmadığı saz kalmamıştı." diyor. Müziğe başlamasında Jimi Hendrix etkili olmuştur. 1976'da perdesiz gitarı icat etti. Liseyi Ankara'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü ile başladığı üniversite hayatına Münih Üniversitesi Kimya Mühendisliği'nde okuyarak devam etti. Müzisyen olmaya karar verdikten sonra eğitim görmek için Türkiye'ye döndü. İstanbul Devlet Konservatuarı Klasik Türk Müziği bölümünden mezun oldu. Çalışmalarında ağırlıklı olarak kopuz ya da dede bağlama, ud, e-bow, perdesiz gitar, klasik gitar, elektro gitar'ı ve sesini kullandı. Bunlar dışında birçok enstrümanı da albümlerinde başarılı bir şekilde çalmıştır. En son iki cd'lik Telvin albümünde doğaçlama caz denemeleri yapmıştır. Fretless albümü çıktığı yıl Avrupa'da yılın yaratıcı albümü seçilmiştir. Bir Ömürlük Misafir albümü olarak Türkiye'de daha sonra yayınlanmıştır. Türk müziğine icracı ve yorumcu olarak devasa katkılar yapmıştır. Perdesiz Gitar'ı ve Perdesiz Bağlama'yı icad eden kişidir. Dünya Müzik literatüründe yerini almıştır. Günümüzde Nazım Hikmet Akademisi Müzik Bölümü'nde ders vermektedir.


*bu okuduğunuz buz dağının görünen kısmı.gerçek bir araştırmacıdır Erkan Oğur.
birçok türküyü ve ezgiyi ciddi çalışmalar sonucu gün yüzüne çıkarmış,
dünya çapında önemli sanatçılarla konserler vermiştir.
albümde dinlediğiniz sesi neyse canlı dinlerken de asla şaşırmadığınız ender bulunan seslerdendir.
sözlüklerde adına herhangi kötü bir kelimenin kullanılmadığı özel bir şahsiyetse varın siz düşünün o adamın kimliğini,müziğini...

ona göre o hala bir öğrenci.
mommo film müziği, eşkıya film müzikleri vs.
gülün kokusu vardı,anadolu beşik gibi sevilen birçok albümün sahibi




kimdir bilgisi:wikipedia dan alınmıştır.
resim internetten  alınmıştır.

4 Kasım 2010 Perşembe

TOPUKLU AYAKKABI ve PARFÜM Tarihi






17.yy Avrupasında kişisel  temizlik gözardı edilmiş.Soylular da dahil yılda sadece bir ya da iki  kez yıkanırmış.Yıkanma da şu sırayla olmaktaymış: aynı suda önce erkekler ,sonra kadınlar,sonra erkek çocuklar,sonra çocuklar,en son olarakta bebekler yıkanırmış.Su o kadar pis olurmuş ki, bu yüzden İngilizlerde şöyle bir deyim çıkmış:
''Don't throw the  baby with bathwater'' Yani birebir türkçeye çevirirsek, ''bebeği banyo suyuyla atma.''  Bu deyimin türkçedeki karşılığı sapla samanı ayırma.

Bundan neden mi bahsediyorum;Avrupadaki kadınlar haziran ayında evlenirmişler çünkü yılda bir kere yıkanırlarmış buda genelde  mayıs ayında olurmuş yani yıkanan evleniyormuş: ) Ayrıca gelin  çiçeği de burdan çıkmış gelinler pis kokularını saklmak için çiçek alırlarmış ellerine.Ve tabi parfümünde bu nedenle çıktığını biliyorsunuzdur.
16. yüzyılda cam sanatının ilerlemesiyle birlikte parfümün gelişme süreci de hızlanmış. O yıllarda parfümün en çok üretildiği ve tüketildiği ülke Fransa imiş. Fakat parfümün vücuda sürülmesinin hastalıklara neden olacağı düşüncesiyle, parfüm sadece pis kokuları maskelemek için kullanılmış. Bu nedenle giysiler, eldivenler, mendiller, hatta mücevherler bile parfümlenirmiş..

17. ve 18. yüzyıllarda, parfüm endüstrisi oldukça gelişmiş Özellikle Fransa'nın Grasse bölgesi parfüm endüstrisinin kalbi, merkezi haline gelmiş.

İş sadece banyoyla bitse! Avrupa sokakları  pislikten geçilmezmiş.
1388 yılında İngiltere Kralı II. Richard göl ve derelere  insanların tuvaletlerini yapmasını  yasaklamış!
Ancak nereye yapılacağını söylemeyi unutur. Zavallı halk ne yapsın? Çözümü sokakta arar. Evinde ürettiği her türlü pisliği; büyük, küçük ne varsa sokak camından aşağı salar. Bu iş o kadar azıtılmış ki, mesela Edinburgh’da gece sokağa çıkma gafletinde bulunan birisi, başına bir oturağın boşaltılmasını önlemek için. sürekli olarak “heed your handle’: (elindekine dikkat et) diye bağırmak zorunda kalırdı.

Fransa durum nasıldı peki? “Güneş Kral” denen XIV. Louis’nin Paris’inde de her çeşit kirli su, gece gündüz demeden pencerede sokağa, bahçeye boşaltılırdı. Anca Fransızlar, İngilizler gibi kaba değillerdi. Eline lazımlığı alan pencereyi açar ve aşağıdakinin cinsine göre cümle başına bir mösyö, matmazel veya madam ekleyerek “gare à  l’eau”: suya dikkat! diye bağırıp salıverirdi.


Bu durumdan korunmak adın yani her  an sokakta başlarına insanların büyük küçük pisliklerinin yağmasından korunmak için semsiye üretilmiş.En önemlisi de zerafetin ,şıklığın simgesi ,benim gibi bir çok kadının vazgeçilmesi olan topuklu ayakkabılar da Avrupada insanlar yolda ki pisliklere basmamaları için üretilmiş.



not :resimler alıntıdır.

1 Kasım 2010 Pazartesi

ödülüm...



canım Reyhacım beni ödüle layık görmüş.çok teşekkür ediyorum kendisine

İşte benim ödül gönderdiğim 15 arkadaşım

* http://www.nesly.net/
*hedonist queen
*kartopugeldi
*nasıl giysem
*altın saçlı kız
*kozmetikdelisi-didem
*bulutmavisi
* http://chickendrellamakeup.blogspot.com/
*sechill
*bucanni
*cingifilli
*pofidik şekerim
*vintage peony
 
Ödülün kuralı gereği:
Ödülü kabul edin,ödül verenle blogunuzda bağlantı kurun.

Ödülünüzü ,15 blogçu arkadaşınızla paylaşın,genel bırakmayın.

Seçtiğiniz 15 blogçu arkadaşınızla iletişim kurun,seçilmiş olduklarını bildirin.