8 Temmuz 2014 Salı

Home made tartelette


Uzun bir aradan sonra merhaba,
Sizinle severek yaptığım bir tarifi oaylaşmak istedim. Hem çok kolay hem de gerçekten çok lezzetli oluyor...

Taban için:
2 paket eti burçak bisküvi
1 su bardağı badem
50gr margarin
3 yemek kaşığı süt

Krema için:
1yumurta sarısı ( her yerde iki yazıyordu ama kokmasın diye ben bir koyuyorum)
1,5 çay bardağı şeker
1/2lt süt ( biraz daha kıvamlı olsun isterseniz süt miktarını azaltabilirsiniz 400cc gibi)
200gr labne peynir
1 paket vanilya

İsterseniz servis için meyve şöleni sosu ( carte do'r sanırım markası. )

Yapılışı:
Bisküviyi un kıvamına gelene kadar robottan geçirip bir kaba altarın. Aynı şekilde bademleride robottan geçirin,ancak bunlar biraz kalın olabilir.( isteğe bağlı) bademleri de kaba altarın. Oda sıcaklığındaki yağı ve sütü katarak yoğurın. Kalıpları yaplayıp içlerine sıkıca yerleştirin. Önceden 160'C ısıttığıız fırında kızarada kadar pişirin. Daha sonra alıp soğumaya bırakın. 

Taban soğurken krema için yumurtanın sarısını bir kaba koyun. Şekeri ve sütü de katıp karıştırın. İki yemek kaşığı um ilave edip ocakta muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin. 
Ocaktan alınca içine labne peyniri be vanilyayı koyarak karıştırın. Kremanız hazır. 

Son işlem olarak krema biraz soğuduktan sonra tabanın üstüne koyarak üstünü çilek, muz... Gibi mevsim meyveleriyle süsleyenilirsiniz. 

Servis önerisi: yazın özellikle bir top dondurma ve tabağın kenarına meyve sosu damlatarak servis yapabilirsiniz. Meyveli sosunuz yok ise çilek reçeli ilede servis yapılabir...

AFİYET OLSUN...

6 Haziran 2014 Cuma

19 Nisan 2014 Cumartesi

Haftasonu Nereye Gitsek? Nysa & Aphrodisias Antik Kentleri ve KaracasuYaylası

Tralleis yazımda, farklı keşifler yapmak isteyenler için yeni bir yazı dizisi yazacağımı belirtmiştim.

Aydın ve Denizli arasında kalan bu rotayı size %100 öneriyorum.

Nysa, dağlar arasında bulunan bir antik kent. Güzelliğine hayran kalacaksınız. 
Romantik ruhu gözünüzden kaçmayacak.




Tiyatro içindeki kabartmalar


Anatolia'da mola verin.
Çok geniş bir menüye sahip. Zeytinyağlılardan, et-balık ürünlerine kadar çok leziz bir mutfağı var.



Karınlarımızı doyurduktan sonra en güzel antik kentlerden biri olan Aphrodisias'a yol alıyoruz.
Nysa ve Aphrodisias Müze olduğu için Müze kartınızı unutmayın!


Hayranlık ve şaşkınlık yaratacak kadar cazibesi yüksek bir kent. Afrodit adına kurulmuş ve çok güzel korunmuştur. İçerisinde Ara Güler'e ait fotoğraf sergisi de vardır.  Antik kent, Zengin heykel koleksiyonuna da sahiptir. Filozofları burada görebilirsiniz :)







Afrodit kadar güzel olan bu yeri Dolaştıkça hayran kalırsınız. Açık hava ve kapalı olmak üzere iki müzesi vardır. 



Nike'a ilham olan Nike heykeli.



Zamanınız varsa son olarak Karacasu yaylasında çay için. Dağdan gelen çaydan su için.




Sevgiler.

15 Nisan 2014 Salı

Tatildeyiz:)

Her seferinde daha sık kombin postu yapmaya karar verdiğim an da mutlaka üzerinden çok zaman geçmiş oluyor:)

Bir haftalık tatilimizi, memlekette ailemizin yanında geçiriyoruz. Kızımla sahile indik. O da sizin için birkaç kare çekti :P




Bebekle beraberken daha rahat kıyafetler öncelikli oluyor. Tabii bu, ''kendimi bıraktım salaşlığı'' değil.


Siz neler tercih ediyorsunuz?


LADY OSCAR

Herkese Merhaba,
Aslında geç kalmış bir yazı bu...
Uzun zamandır yazmak istediğim ama bir türlü vakit bulup yazamadım.
Bundan sonra blog'ta sadece kendi yazılarım olamayacak.Sevgili görümcem de "Lady Oscar"  -bir çoğunuz onu zaten tanıyorsunuz- ismiyle blogta makyaj, dekorasyon,bakım ya da hayata dair bir çok konuyla ilgili yazılar yazacak.


Aslında kendisi blog kurulduğunda beri aktif olarak bana yardımcı olmaktaydı.Bazen editörlük yapardı bazen bana yaratıcı konular  bulurdu bazende resimlerimi çekerdi.

Uzun lafın kısası bundan sonra " Lady Oscar" ismiyle gördüğünüz bütün yazılar ona aittir. Kendisini:
İnstagram: Ladyosccar
Twitter: Ladyosccar
adresinden takip edebilirsiniz

Sevgiler
Pembefiyonk

14 Nisan 2014 Pazartesi

Haftasonu Nereye Gitsem? Tralles ve Paşa Yaylası

Merhaba herkese,

Neredeyse 1ay olmuş post girmeyeli. Bir haftalık tatilimiz varken, bizde memlekete, ailemin yanına gitmeye karar verdik. Tabii bu süreçte ufak tefek gezilerimiz oldu. fikir olması açısından günlk gezilerimizi kaleme almaya çalıştım. Hatta devamı geldikçe paylaşmayı düşünüyorum.

Genel olarak İzmir'de haftasonu kaçamakları Çeşme Alaçatıya yapılır. Artık farklı bir yer olsun diyenler için geliyor bu yazı.

Çok yakınımıza, Aydın'a götürüyorum sizi. İster kendi imkanlarınızla ister İzmir çıkışlı günübirlik turlarla gidebilirsiniz. 

Merkezi gezdikten sonra Tralleis veya Tralles antik kenti mutlaka gezin. "Üçgözler" diye anılan; eğitim, spor ve kültürü simgeleyen üç gözlü kemeri ziyaret edin.  


İçerisinde uygarlığın en güzel, modern halini simgeleyen hamamını ve gymnasium kalıntılarını görün. 


Selçuk yolu üzerinde bulunan bu Çini atölyesine uğrayın. Mini workshop'a katılın. 


Hatta atölyenin mağazasından, kendinize bu güzelliklerden alın.



Biraz yayla havası almak ister misiniz?


Gitmişken Paşayaylasında pikniğizi yapın. Zira tertemiz havası, sakin ve huzurlu ortamını görünce, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Zirve 1640m. 

Yol üstünde uçurumlarda zeytin ağaçları göreceksiniz. Evet, bu ağaçların sahipleri var ve bellerine ip bağlayarak topluyorlarmış!

Zirveye çıkarken, 500 yıllık bu ağacı bulmaya çalışın:) altı küçük bir mağara gibi. Ben fotoğrafladığımı zannediyordum. Meğer unutmuşum. :( 




''Haftasonu nereye gitsem'' diye düşünenler için umarım iyi bir fikir olmuştur. 

Sevgiler. 

10 Mart 2014 Pazartesi

Watsons Şeffaf Seyahat makyaj Çantası

Bu yazımda Watsons'larda satılan, oldukça kullanışlı "şeffaf seyahat çantasından" bahsetmek istiyorum sizlere.
Sadece seyahatler için değil evde, ofiste, arabada rahatlıkla kullanılabilecek bir tasarım.

Şeffaf oluşu içindekileri tek seferde görmemizi sağlarken, plastik malzeme olması da kolay temizlenebilmesini sağlıyor. En iyi özelliği ise herhangi bir ürünün (şampuan, krem) akmasına karşı sızıntıya sebep olmaması.

Valizinizin içinde makyaj ve cilt bakım ürünlerinizi ayrı ayrı poşetleyip oluşan karışıklıktan hoşnut değilseniz bu çanta tam sizlik!

Şeffaf malzemesinden ötürü, tam olarak anlaşılabilmesi için çantanın içine biraz malzeme koydum. Resim kalitesi oldukça düşük öncelikle bunun için özür dilerim. 

Çantaya yakından bakacak olursak, 



İki bölmeden oluşuyor. İnce ve kalın kısım. 
Üst kısıma makyaj malzemesi koydum. İnce kısım dediğime bakmayın daha çok ürün alacak kapasiteye sahip. Doldurdukça körük gibi açılıyor çanta. 


Alt kısım ise büyük olan bölme, üstü gibi doldurdukça açılıyor/büyüyor.



Boyutlarını merak edenler için,
21.5cm*17.5cm*15 cm

Fiyat:15 Lira civarı



12 Şubat 2014 Çarşamba

Lace love






Herkese Merhaba, 
Doğum iznim bitti. Yaklaşık yaz tatili ile birlikte 8 aydır evdeydim:) 
Evde olmayı hem çok sevdim fakat çalışmayı da bir o kadar özledim. çalışma saatlerim çok güzel bir şekilde yeniden düzenlendi. Böylece Vera'mdan saatler boyu uzak kalmıyorum. 

Günün kombininden birkaç detay paylaşarak yazımı sonladırıyorum. 

Güneşli güzel günler diliyorum. 


3 Şubat 2014 Pazartesi

SUNDAY is a SUNNY DAY

H

Herkese Merhaba,
Uzun zaman oldu kombin postu yapmayalı...işte bir pazar kombini... Umarım beğenirsiniz...

29 Ocak 2014 Çarşamba

Hamilelik ve Ülseratif Kolit

Herkese Merhaba,

Bu post belki sağlıklı olanlar için bir şey ifade etmeyebilir. Fakat benim durumumda olan insanlar için bu yazıyı yazmaya karar verdim!

Evet hamileyken bir sürü ilaç kullanan (doktor kontrolünde) bir anne olarak bu konuyu paylaşmak istedim sizlerle...
Belki bir gün benim gibi bir rahatsızlığı olup gönlünü ferahlatmak için internetin bir sayfasından diğerine sürüklenen bir anne adayının içine su serpmek ümidiyle....

Öncelikle hamile kalmadan beş - altı  ay önce ülseratif kolit (kalın barsak (kolon) hastalığı) tanısı konmuştu. İlk doktorun ifadesi ve açıklamalarıyla, kendimi üstesinden gelemediğim bir korku girdabının içine düşmüştüm. Bazı doktorla iyi olsalar da hastayı telkin etme konusunda aynı başarıyı gösteremediklerine kanaat getirdim.

O döneme gelecek olursak; sürekli bu hastalıkla yatıyor, araştırıyor ve kendi halime ağlıyordum, mutsuzdum. Blogger buluşmalarına gidemiyor, Bloguma yazı yazamıyordum. ''Neredesin? diye soranlara,  işte bu yüzden yoktum.'' diyemiyordum. Sadece işe gidiyor ve geliyordum.
Hayatın bir anda tepetaklak olması hiç de zor değilmiş. Bir uyanırsın ve her şey senin kontrolünden çıkmıştır.

Zaman geçtikçe hiçbir doktorun açıklaması içime su serpmiyordu. Çünkü tedavisi olmayan, sadece ilaçla kontrol altına alınabilen ve ne olacağım belli olmayan bir hastalıktı bu ülseratif kolit. Kısacası raporlu bir hasta olduğumu kabullenmek zor gelmişti. Muayeneler mi yoksa muayeneden sonra çıkacak sonuç mu daha kötüydü artık bilemiyordum.
Ufak çapta psikolojik destek de aldım o dönem. Destek ve yardımları hor görmeyin. Çünkü profesyonel yardım birçok ''ah-vah''  söylemlerinden daha faydalıdır.
Artık iyileşmiş, normal yaşantıma dönmüştüm üstelik. Hamile kaldım(-isteyerek).

İlaç kulelerim vardı benim:)

Hamileliğim güzel gidiyordu ve iyileştiğimi sanıyordum, ta ki hamileliğimin dördüncü ayında yeniden nüks ettiğini görene kadar!
Yine yeniden bir doktora gittim ve doktorun odasından ağlayarak çıktım. Pek de iç açıcı şeyler değildi söyledikleri. Çünkü sonuçlar iyi değildi hatta hamile olduğum için ileri çapta bir araştırma da yapılamayacağını söyledi doktor.. İlaç kullanmam gerekti. daha da kötüsü bu sefer kortizonda yazmıştı.
Bunları kullanmazsam sağlığımın tehlikeye gireceğini, kullanırsam da bebeğin erken, sakat ya da ölü doğma olma ihtimalinin olduğunu söyledi.
Kızım altı aylıktı ve karnımdaydı! ve şimdi bahsedilen tehlikelerden, yapmam gereken seçimle başbaşaydım! Allah kimseyi acı ile sınamasın.



Daha sonraları Prof. Dr. Tankut İlter'le tanıştım. O da bana sadece ilaçlarımı kullanmamın yeterli olacağını, kortizona gerek olmadığını ve bebek için endişelenmemem gerektiğini söyledi. İyileşme sürecim Tankut beyin dediği gibi oldu. Aldığı profesörlük unvanını hak eden nadir insanlardan!


Tebdil-i mekanda ferahlık vardır diyerek bu dönemde Orta Avrupaya tatile gittim. Kızım için sorun teşkil etmediği sürece, bununla yaşamayı öğrenmiştim. Şikayetlerim devam ediyordu tabiki... 4.aydan itibaren hamileliğim boyunca günde iki kere olmak üzere enema kulladım ve altı tablet ilaç içtim.


Her ne kadar başlarda endişelensemde sonraları bebekle ilgili hep içimi ferah tuttum ama kontrollerimi de ihmal etmedim. Ayda bir kere, üç doktora görünüyordum.
*Prof. Dr. Tankut İlter'e ,
*bir kadın doğumcuya
 ve bir de
*Perinatolog Hakan Kanıt'a (Riskli hamilelikleri yakından takip ediyor) gidiyorduk.

Hastalığımı minimum seviyeye indirecek yiyecekleri yemeye özen gösteriyordum. Doktor tarafından verilen ve takip ettiğim bir rejim listesi vardı. İki ay boyunca( pirinç lapası, yağsız haşlanmış makarna, patates, yoğurt ve et )
Bebeğim tam beslendi mi diye endişe ederken, Prof. Dr. Tankut bey  ve Perinatolog Hakan Kanıt bu konuda endişelerimin yersiz olduğunu bana gösterdi.

Sonuç olarak kontrollerde bebeğin sağlığıyla ilgili hiç bir sorun yoktu çok şükür....
Kızım ise tam 40 hafta 3 günlük iken 3.300 gr dünyaya geldi. Şu an 4,5 aylık ve çok şükür Allahıma, ve denildiği gibi Fiziksel ve beyinsel bir sağlık sorunumuz yok... Umarım yaşamayız da!


Bu yazı benim için çok önemli. Zira İnternette bilgi karmaşası da psikolojimi çok etkilemişti. Bana göre blogumun en önemli yazısı. Konu sağlık olunca özellikle işin ucunda yaşanmışlık olunca benim gibiler için arşiv niteliği olan bir paylaşım olsun istedim.

Bu dönemde Olabildiğince sakin olun ve her söylenene kulak asmayın. Tavsiye edilen doktoru biraz araştırın. İlaç kullanmak zorunda olduğunuz için kendinizi suçlamayın. 
Bilgisine ve tedavisine güvendiğiniz doktorunuza inanın.

Unutmayın siz mutsuz olursanız çevrenizde mutsuz olur. Onların mutsuzluğu sonra yine sizi mutsuz eder. 

Şifa arayan herkesin Allah yardımcısı olsun.