29 Ocak 2014 Çarşamba

Hamilelik ve Ülseratif Kolit

Herkese Merhaba,

Bu post belki sağlıklı olanlar için bir şey ifade etmeyebilir. Fakat benim durumumda olan insanlar için bu yazıyı yazmaya karar verdim!

Evet hamileyken bir sürü ilaç kullanan (doktor kontrolünde) bir anne olarak bu konuyu paylaşmak istedim sizlerle...
Belki bir gün benim gibi bir rahatsızlığı olup gönlünü ferahlatmak için internetin bir sayfasından diğerine sürüklenen bir anne adayının içine su serpmek ümidiyle....

Öncelikle hamile kalmadan beş - altı  ay önce ülseratif kolit (kalın barsak (kolon) hastalığı) tanısı konmuştu. İlk doktorun ifadesi ve açıklamalarıyla, kendimi üstesinden gelemediğim bir korku girdabının içine düşmüştüm. Bazı doktorla iyi olsalar da hastayı telkin etme konusunda aynı başarıyı gösteremediklerine kanaat getirdim.

O döneme gelecek olursak; sürekli bu hastalıkla yatıyor, araştırıyor ve kendi halime ağlıyordum, mutsuzdum. Blogger buluşmalarına gidemiyor, Bloguma yazı yazamıyordum. ''Neredesin? diye soranlara,  işte bu yüzden yoktum.'' diyemiyordum. Sadece işe gidiyor ve geliyordum.
Hayatın bir anda tepetaklak olması hiç de zor değilmiş. Bir uyanırsın ve her şey senin kontrolünden çıkmıştır.

Zaman geçtikçe hiçbir doktorun açıklaması içime su serpmiyordu. Çünkü tedavisi olmayan, sadece ilaçla kontrol altına alınabilen ve ne olacağım belli olmayan bir hastalıktı bu ülseratif kolit. Kısacası raporlu bir hasta olduğumu kabullenmek zor gelmişti. Muayeneler mi yoksa muayeneden sonra çıkacak sonuç mu daha kötüydü artık bilemiyordum.
Ufak çapta psikolojik destek de aldım o dönem. Destek ve yardımları hor görmeyin. Çünkü profesyonel yardım birçok ''ah-vah''  söylemlerinden daha faydalıdır.
Artık iyileşmiş, normal yaşantıma dönmüştüm üstelik. Hamile kaldım(-isteyerek).

İlaç kulelerim vardı benim:)

Hamileliğim güzel gidiyordu ve iyileştiğimi sanıyordum, ta ki hamileliğimin dördüncü ayında yeniden nüks ettiğini görene kadar!
Yine yeniden bir doktora gittim ve doktorun odasından ağlayarak çıktım. Pek de iç açıcı şeyler değildi söyledikleri. Çünkü sonuçlar iyi değildi hatta hamile olduğum için ileri çapta bir araştırma da yapılamayacağını söyledi doktor.. İlaç kullanmam gerekti. daha da kötüsü bu sefer kortizonda yazmıştı.
Bunları kullanmazsam sağlığımın tehlikeye gireceğini, kullanırsam da bebeğin erken, sakat ya da ölü doğma olma ihtimalinin olduğunu söyledi.
Vera Mia altı aylıktı ve karnımdaydı! ve şimdi bahsedilen tehlikelerden, yapmam gereken seçimle başbaşaydım! Allah kimseyi acı ile sınamasın.



Daha sonraları Prof. Dr. Tankut İlter'le tanıştım. O da bana sadece ilaçlarımı kullanmamın yeterli olacağını, kortizona gerek olmadığını ve bebek için endişelenmemem gerektiğini söyledi. İyileşme sürecim Tankut beyin dediği gibi oldu. Aldığı profesörlük unvanını hak eden nadir insanlardan!


Tebdil-i mekanda ferahlık vardır diyerek bu dönemde Orta Avrupaya tatile gittim. Vera Mia için sorun teşkil etmediği sürece, bununla yaşamayı öğrenmiştim. Şikayetlerim devam ediyordu tabiki... 4.aydan itibaren hamileliğim boyunca günde iki kere olmak üzere enema kulladım ve altı tablet ilaç içtim.


Her ne kadar başlarda endişelensemde sonraları bebekle ilgili hep içimi ferah tuttum ama kontrollerimi de ihmal etmedim. Ayda bir kere, üç doktora görünüyordum.
*Prof. Dr. Tankut İlter'e ,
*bir kadın doğumcuya
 ve bir de
*Perinatolog Hakan Kanıt'a (Riskli hamilelikleri yakından takip ediyor) gidiyorduk.

Hastalığımı minimum seviyeye indirecek yiyecekleri yemeye özen gösteriyordum. Doktor tarafından verilen ve takip ettiğim bir rejim listesi vardı. İki ay boyunca( pirinç lapası, yağsız haşlanmış makarna, patates, yoğurt ve et )
Bebeğim tam beslendi mi diye endişe ederken, Prof. Dr. Tankut bey  ve Perinatolog Hakan Kanıt bu konuda endişelerimin yersiz olduğunu bana gösterdi.

Sonuç olarak kontrollerde bebeğin sağlığıyla ilgili hiç bir sorun yoktu çok şükür....
Vera Mia ise tam 40 hafta 3 günlük iken 3.300 gr dünyaya geldi. Şu an 4,5 aylık ve çok şükür Allahıma, ve denildiği gibi Fiziksel ve beyinsel bir sağlık sorunumuz yok... Umarım yaşamayız da!


Bu yazı benim için çok önemli. Zira İnternette bilgi karmaşası da psikolojimi çok etkilemişti. Bana göre blogumun en önemli yazısı. Konu sağlık olunca özellikle işin ucunda yaşanmışlık olunca benim gibiler için arşiv niteliği olan bir paylaşım olsun istedim.

Bu dönemde Olabildiğince sakin olun ve her söylenene kulak asmayın. Tavsiye edilen doktoru biraz araştırın. İlaç kullanmak zorunda olduğunuz için kendinizi suçlamayın. 
Bilgisine ve tedavisine güvendiğiniz doktorunuza inanın.

Unutmayın siz mutsuz olursanız çevrenizde mutsuz olur. Onların mutsuzluğu sonra yine sizi mutsuz eder. 

Şifa arayan herkesin Allah yardımcısı olsun.


24 Ocak 2014 Cuma

En Etkileyici Parfümler

Özgür, duru, romantik, baştan çıkarıcı… Tarzınız ne olursa olsun kısa bir araştırmayla hayalini kurduğunuz parfüme ulaşmanız an meselesi. Parfüm seçiminde notaların tene uyumu ve uyandırdığı duygular kadar şişe tasarımının etkileyici olması da önemli. Parfümünüz bir bütün olarak sizi yansıtmalı. Bu amaçla sizler için en etkileyici parfüm şişelerini derledik.

Guerlain La Petite Robe Noire


Guerlain La Petite Robe Noire, küçük siyah elbisenin fenomen hikayesiyle romantik aynı zamanda yaramaz ve baştan çıkarıcı kadınlara sesleniyor.


Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Paco Rabanne Invictus

Sizi erkeklerin yeni güçlü dünyasına çağıran Paco Rabanne Invictus’un tasarımı da kendisi gibi yenilmez!

Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Marc Jacobs Daisy

Zamanında yaratıcı tasarımıyla FIFI ödüllerini de kazanan Marc Jacobs Daisy, senelere meydan okuyor ve orijinalliğini koruyor. Şişe tasarımı parfümün adı gibi papatya şeklinde ve çok renkli! Enerjik ve cesur kadınların seçimi Marc Jacobs Daisy, meyveli notalarıyla bağımlılık yaratıyor.

Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Roberto Cavalli Just Cavalli

Piton, cam ve metalin birleşimiyle hayat bulan tasarım, Cavalli erkeğinin baştan çıkarıcı karakterini ve tutkusunu yansıtıyor.

Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Flower in the Air

Flower in the Air, şişe tasarımında her detayın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir diğer parfüm. Çiçeklerin özgürlüğünden esinlenen tasarım, kırmızının enerjisinden yararlanıyor ve kısalığıyla Flower by Kenzo ile arasındaki bağı vurguluyor.

Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Lolita Lempicka Feminine

Lolita Lempicka Feminine, elma şeklindeki tasarımı ve mor rengiyle masallar kadar tutkulu!

Bu ürünü incelemek için tıklayın.

İçlerinden hiçbiri size göre değil mi? Ya da parfümünüzü değiştirmek mi istemiyorsunuz Hepsiburada’da 99,90 TL’den başlayan fiyatlarla alabileceğiniz yüzlerce parfüm modelini inceleyebilirsiniz veya kendi parfümünüzün Hepsiburada.com’daki fiyatına göz atabilirsiniz. Hepsiburada.com’daki parfümler için tıklayın. :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.





21 Ocak 2014 Salı

UYKU ARKADAŞI

Vera Mia artık dört buçuk aylık oldu bile:)  Sizinle uyku alışkanlığı hakkında deneyimlerimi paylaşmak istedim. Benim gibi yeni annelere belki biraz yardımcı olur.


Öncelikle geceleri uykusuz geçen üç ay çok yorucuydu bizim için. Vera Mia bize, biz ona hep beraber uykuya alışmaya çalışmakla geçti günler...
Bu yazıda da bahsettiğim gibi ilk üç ay portatif beşik ya da sepette yatırdık ve üç aydan sonra ne kadar erken o kadar çabuk diye düşünerek kendi yatağında yatırmaya başladık... İlk üç ay inanılmaz derecede yer seçen Vera dördüncü aydan itibaren bize yatak konusunda hiç sorun çıkarmadı. İki gün ben de onun odasında ama misafir yatağında yattım ve üçüncü gün kendi odama geçtim. Vera Mia artık geceleri kendi odasında yalnız yatmaya başlamıştı.



Ancak bir sorun daha vardı uyku saatleri!
Bu konu biraz vaktimizi aldı. İlk adımımız uyku arkadaşı edindirmek oldu!
Tüysüz, sorun yaşatmayacak şekilde tasarlanmış oyuncak bir tavşan seçtik. Çünkü bazı oyuncaklarda, düğme, bıyık vs. gibi eklemeler olup yutma ihtimalini göz önünde bulundurmak gerek.

Uyku arkadaşı için ilk kural yataktan çıkmayacak ve diğer oyuncaklar gibi onunla oynanmayacak!

Uyku saatlerine yakın yavaş yavaş Vera Mia'yı yatağına yatırdıktan sonra uyku arkadaşını tanıtıyorum.


Bazen İngilizce masal bazen ninni dinletiyorum. Normalde uyku arkadaşı, bebek sakinleşsin, uykuya geçişi kolaylaşsın diye verilir. Bizde ilk gün tavşanla kavga etmeler, sinir olmalar,  tavşanı yemeler, ısırmalar :)) Yani ilk gün öyle de denildiği gibi kolay geçmedi. Yine eski usul kucakta uyutup beşiğe koyduk:)

İkinci gün ise biraz daha rahattı çünkü gün içindeki uykularını da düzenledik ve saat yediden sonra uykuya yatırmadık. Böylece saat dokuz buçuk, on'a doğru otomatik olarak kendi uykusu geldi.

Sonuç başarılı

 Gece sadece mama saatlerinde kalktı.



Kısacası uyku saatinden önce,

1- Vera'nın bütün ihtiyaçlarını tamamlamış oluyorum(bezi,maması, ...vb.)
2-Daha az hareketli oyunlar oynuyoruz.
3-Bir kaç kez yatağına koyuyorum uyku arkadaşıyla baş başa bırakıyorum:)  (pek başarılı olmasa da ufak konuşmalar yapıyorum her defasında:)) gün bitti artık uyku saati gibi şeyler söylüyorum ve odasından çıkıyorum. Sonuç; tavşanla kavga seslerini duyup geri dönüyorum.
Tabi sadece onunla da kalmıyor kavga kıyamet.. Ama şunu söylemeliyim ki her defasında biraz daha az ağlıyor.
4- Çocuğun üşüdüğünü düşünerek kat kat giydirmeyin. Rahat ve onu vücut ısısını koruyacak giysiler secin.(ben zıbından sonra tek kat giydiriyorum, oda sıcaklığımız ise 21-23  derece arasında değişiyor.) Çünkü çok sıcakta ve çok soğukta uyuyamıyorlar.
5- Yorgan ve yastığını beyaz yünden yaptırdık. Elyaf gibi sentetik malzemeler yapay olduğu için hep negatif enerji yüklediğine inanırım. Zaten doğala dönüş var! Kaz tüyünü Vera doğmadan araştırmıştık. Kaz tüyü, alerjiye sebep verebilirmiş. Almadan araştırmanızı tavsiye ederim.
6-Eğer sallamaktan kurtulmak istiyorsanız biraz sabırlı olmalısınız.Çünkü dediğim gibi kolay olmuyor kendi kendine uyumaya alıştırmak.(Sanki bana inat yapıyor gibi her defasında katıla katıla ağlıyordu.Gidip üç dakika kucağıma alıp sırtını sıvazlayıp, sakinleştirip tekrar yatağa yatırıyordum.Yine ağlıyordu bende yine aynı tekniği deniyordum.)
7-Öte yandan geceyle gündüzü farkındalığını ilk zamanlarda oturtmaya başlamıştık. Bunun için gündüzleri ev daha hareketli iken televizyonun sesini ve konuşmalarımızı hiç kısmadık.
Geceleri aksine daha kısık sesle konuştuk, ışık ise biraz daha loştu. Bu nedenle gece gündüz farkına çabuk vardı sanırım.(çok şükür :) )



Bunları okurken insan tereddüt ediyor. Beni ne bekliyor? nasıl bir hayat bu?
Merak etmeyin, günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Evet yoruluyorsunuz, hani tatlı yorgunluk derler ya işte öyle bir şey! o gülüş tüm yorgunluğunuzu alıp götürüyor :)

Sevgiler.

18 Ocak 2014 Cumartesi

Bebek mobilyası? Beşik Konusu? Kullandık Yorumladık!

Bebekli hayata geçerken, en kafa kurcalayan konulardan biridir bebek mobilyası.

Kullanılan malzeme kalitesi, zararsız boya konusu, fiyat vs. hatta Yatak seçimi ne olmalı? Yatak genişliği? Mobilya mı? park yatak mı? diye uzar gider.

Vera'nın odası ile ilgili önceden paylaşımlarda bulunmuştum.(bknz.Vera Mia etiketi) Fakat beşik memnuniyeti hakkında, kullandıkça yazmaya karar verdim.

Vera Mia 2 buçuk aylık olana kadar bu portatif, rahat taşınabilen ve yer kaplamayan beşikte(sepet) yattı. Sepette deniliyor.
Kolay taşınırlığı sayesinde salonda veya yatak odasında devamlı yanımızdaydı. Bu tip sepetlerin en güzel yanı yer kaplamamasının yanında, bebeğin koltuk/puf gibi yerlerin üstünde yatmasını engelleyerek düzgün yatış sağlaması.


Dediğim gibi ben çok memnun kaldım. Genelde bu sepetler alçak olur. Böylece en ağır olduğunuz dönemde yerinizden kalkmadan bebeğinizi sık sık kontrol etmenize imkanı veriyor.
Piyasada çok uygun fiyata bulunabilir, Özellikle no name bebek mağazlarında 50 liradan başlıyor. Sepet konusunda çok özellikli, çok pahalı bir şey almanıza gerek yok.
Geçici ama kullanışlı bir ürün. Tavsiye ederim.


Sepete bu kadar ağırlık vermemin nedeni, bebeğine oda yapmak isteyen ebeveynler içindi.



Ben sadece beşik düşünmedim. Vera ''uyku/cesaret alışkanlığında''bize çok alışmadan ayırmak hep aklımda vardı. Bu sebeple büyüyen yatak diye tabir edilen beşik önceliğimizdi!

Çünkü Vera üç yaşına geldiğinde, evin içinde *hem beşik *hem park yatak *hemde yeni alınacak yatağa gerek yoktu.

Vera Mia son bir aydır odasında yatıyor.(maşallah:)) Ve bu konuda aldığımız doğru karardan dolayı mutluyuz. Şimdiden yatağını eskitmeye başladı bile :P
Ayrıca bana tavsiye edilen diğer bir konu ise: yatak genişliğini 70 cm ve üstü almaya dikkat etmemdi. Bebek büyüdükçe sığamayabilirlermiş!
Bizde öyle yaptık. isabetli bir karar olduğunu anladık.

Dolap konusuna gelecek olursak, üç kapılı dolap iyi ki almışız dediklerimizden. Bezlerinden havlularına kadar Vera Mia'ya özel herşeyi içine alıyor. Başka bir odada veya dolapta ekstra bir dağınıklık oluşmuyor.


Bir de Park yatağımız var:) O da kayınvalidemin evinde. Portatif özellikli olması ileri dönemlerde seyahatlerde işimize çok yarayacak :)


Benim izlenimlerim böyle..umarım bebek odası yapacak kişilere yardımcı olabilmişimdir :)

Sevgiler.

17 Ocak 2014 Cuma

Neler Aldık? Neler Kullanıyoruz?

Blog giderek ''Vera Mia'' postlarına dönüşüyor farkındayım
Doğum izninde, sözde blogu sık sık güncelleyecektim. Böyle bir şeyin hayal olduğunu bana daha önce söylemeliydiniz! Gecem gündüzüm Vera Mia :)

Onun için neler kullandığımı ve son zamanlarda neler aldığımı ara ara post yapmaya çalışıyorum.

İkea'ya gittikçe, yeni sezon için ürettiği ''masal kahramanlarından'' almaya özen gösteriyorum. Tüylenme yapmayan bu oyuncaklar, yumuşak formları sayesinde hep yanı başımızda!
Oyuncaklar:İkea
 




Eğlenceli ve öğretici küpler, Vera'nın en sevdiklerinden. Özellikle üç ay ve üstü bebekler için birebir bu oyuncaklar. Çıkardıkları dikkat çekici sesler, farklı dokularda yüzeyleri sayesinde bunlarla uğraşmaktan inanılmaz keyif alıyor.
Küpler: MotherCare



Oyuncak kelebek, hışırtılı ses çıkarması ve kolay tutulan kanatları sayesinde her an her yerde yanımızda:)
Oyuncak kelebek: E-bebek




 Dekoratif kuşlar, English Home



Diğer bir konu ise ''organizer'' durumları, Özellikle bu dönemde pratiklik şart!
Bunun yanında şık şeyler de olsun istiyorsanız, English Home ve Koçtaş gibi mağazalara bakmanızı öneririm.

Tavşanlı sepet, bunu Englih Home'dan aldım. Vera'nın bezlerini, pamuklarını ve pişik kremini koyuyorum. Odasında hem şık ve dekoratif görünüyor Hemde alt açma sırasında, tüm ürünlerin bir sepette olmasının kolaylığını sunuyor.
Sepet: English Home 



Küçük ayıcıklı dekoratif sepetler; Bunları dolap ve çekmece içlerine yerleştirdim. Bebeğin kremlerini, tarağını vb. ürünlerini düzenlerken, dolap/çekmece içinde de sevimli bir görüntü yakalıyor.
Minik üçlü sepet: Koçtaş



Dekoratif Kutu; Bunları koçtaş'tan Kayınvalidemin evi için aldık. Yine Vera Mia'nın bezlerini, kremlerini bu kutuların içine yerleştirdik. Eşyların etrafa dağılmasını engelleyen bu kutular çok kullanışlı!
Tavşanlı sepette olduğu, gerekli tüm ürünler bir arada.
Çiçekli Dekoratif kutu: Koçtaş




Sevgiler.